Dış Politika ve Uluslararası İliştiler

Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler

DIŞ POLİTİKA VE ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER

Partimizin dış politika ilkeleri ve bölgesel düzeydeki yaklaşımları şu şekilde olacaktır;

Barışçıl dış politika araçlarını çeşitlendirmek ve güçlendirmek;

Çok taraflı diplomasiye öncelik vermek;

Uluslararası hukuka, evrensel insan haklarına ve toplumsal meşruiyete dayanan dış politika;

Sorunların ve krizlerin diplomasi yoluyla barışçı şekilde çözümüne öncelik veren dış politika;

Türkiye’nin taraf olduğu BM Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve taraf olunan uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelere bağlı kalmak;

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin yeniden canlandırılması ve tam üyelik için gerekli işbirliğinin gerçekleştirilmesi;

Komşu ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesi. Bu ilke kapsamında komşu ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı ülkesine bağlı olacağımızı ve aynı zamanda bölgesel istikrarı genişletici olacak şekilde var olan sorunların barışçıl çözümüne dönük yapıcı, dengeli ve tüm etnik ve dini grupların ortak çıkarını gözetecek diplomasiye öncelik vermek.

Topluma ve halka hesap verebilir, şeffaf ve katılımcı dış politika ilkesini hayata geçirme;

Gizli diplomasi yerine açık, şeffaf ve ilkeli dış politika ilkesini uygulama;

Referansını Anadolu’da harmanlanmış tarihinden, kültüründen, coğrafyasından, toplumsal yapısından, halklarından, dillerinden, inancından alan milli dış politika ilkesine öncelik vereceğiz.

Ülkesel ve bölgesel refahın artırılmasına öncelik veren bir vizyonla dış politikamıza yön vereceğiz.

Aktif barış ve iş birliği siyaseti hızla değişen dünyada uluslararası ilişkilerde gözeteceğimiz temel ilkelerden olacaktır.

Değişken ve dinamik uluslararası düzen, Türkiye dâhil bütün ülkeler için tehditler ve fırsatlar anlamına geliyor. Türkiye’nin öncelikle ciddi riskler içeren mevcut dış politika zihniyetini terk etmesi ve yenilemesi gerekiyor.

Günübirlik tepkisel kararlar ve zayıf analizler temelinde yönetilen, devamlı yön değiştiren ve zikzaklar yapan dış politika yerine stratejik öncelikleri iyi tanımlanmış, iç tutarlılığa sahip bütünleşmiş bir yaklaşım dış politikanın ana aksi olmalıdır. Dış politika, ulusal çıkarlar temelinde ve evrensel değerler gözetilerek yürütülmelidir.

Dışişleri Bakanlığı’nda kurumsal yapının ve konularında uzmanlık kalitesinin daha güçlü kılınmasını hedefleyen bir yeniden yapılandırmaya gidilmesi de dış politikada başarılı olmanın önkoşuludur.

Dış politika sınırlardan dışarıya adım atmakla başlar. Türkiye’nin yakın çevresini oluşturan Balkanlar, Karadeniz havzası, Kafkasya ve Ortadoğu’nun en belirgin özelliği, savaşların ve istikrarsızlığın en şiddetli yaşandığı dünya coğrafyası olmasıdır.

Bölgemizde devam eden savaşlara son verilmeli, pek çok yerde savaşa dönüşme riski taşıyan anlaşmazlıklar müzakere yoluyla çözülerek sıcak çatışmaların önü kesilmelidir.

Türkiye’nin Sesi Partisinin bölge siyaseti başlıca üç hedef üzerine kuruludur.

– Tüm bölge ülkelerine dönük yakın iş birliği ve aktif barış siyaseti izlenecektir.

– Bölgede devam eden savaşlara son verilmesi ve yeni savaşlara neden olabilecek anlaşmazlıkların müzakere yoluyla çözülmesi sağlanacaktır.

– Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmış bölge olması politikası izlenecektir.

Türkiye’nin geleceğini her koşulda Avrupa ve Avrupa değerleri içinde görüyoruz. Hedefimiz Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğidir. Günümüz koşullarında Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde, yeni fasılların açılıp kapanması ötesinde, dikkate alınması gereken önemli konular vardır:

– Türkiye öncelikle, temel hak ve özgürlükler üzerine inşa edilmiş hukuk devletinin ve demokrasinin bütün gerekleriyle işlediği bir ülke olmalıdır. Bu, bizim en temel talebimizdir ve bu husus Türkiye’nin AB üyeliğine endeksli değildir.

– Türkiye, nasıl bir Avrupa Birliği vizyonu tercih ettiğini kendi içinde tartışarak belirlemelidir.

ABD-Türkiye ilişkileri açık ve samimi bir diyalog sonunda yeni bir kavramsal çerçeveye oturtulmalıdır. İlişkilerin sağlam bir zemine oturmasını sağlayacak bu yaklaşım, bütün tarafların çıkarlarına uygun ve yararlı olacaktır.

Küresel Gelişmeler, Küresel Isınma ve Yoksulluk

İnsanlık küresel ısınma ve küreselleşme gibi yeni ve dev sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Ülkelerin tek başına bu sorunların hiçbirinin üstesinden gelebilmesi mümkün değildir. Küresel gelişmeler, bütün ülkeleri tarihte hiç olmadığı kadar yoğun ve çok yönlü bir iş birliğine zorluyor. Ülkemiz de bu iş birliklerini önemsemektedir.

İnsanların aşırı ölçüde fosil yakıt kullanması ve diğer faaliyetleri sonunda atmosfere bırakılan sera gazları dünyanın sıcaklığını yükseltiyor. Buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor. Kuraklık, sel, kasırga, yüksek sıcaklık gibi aşırı meteorolojik olaylar artıyor.

‘İnsan doğanın efendisi değil bir parçasıdır.’

Türkiye’nin Sesi Partisi olarak tüm politikalarımızı doğa ve insanın bir bütün olmasından hareketle ekolojik dengenin korunması için gerekli önlemleri alacak ve Avrupa Birliği politikaları ile uyumlu hâle getireceğiz. Enerji arz güvenliğini temin edebilmek ve tüketicilere daha ucuz ve kaliteli kesintisiz hizmet için yenilenebilir enerji kaynaklarının payı arttırılacaktır.

Hem ülkeler arasında hem ülkeler içinde değişik kesimler arasında eşitsizlikler şiddetleniyor ve küresel adaletsizlik artıyor. Bunun sonucu olarak da küresel yoksulluk ve savaşlar göçleri tetiklemeyi sürdürüyor.

Türkiye’nin Sesi Partisi küresel sorunların çözümü için kapsamlı uluslararası iş birliği yapılmasını önemser ve gerekli görür.

Göç ve Göçmen Politikası

Son yıllarda yaşanan iç savaşlar ve bölgesel çatışmalar maalesef uluslararası göç hareketlerinin artmasına yol açmıştır. Eskiden ekonomik, eğitim veya turistik nedenlerle yaşanan bireysel göçler günümüzde yerini kitlesel zorunlu göçlere bırakmıştır. Göç hem göç eden hem de göçü alan ülkeler açısından hayatın her alanını etkileyen değişimler, iş birlikleri veya çatışmışları da beraberinde getirmektedir. Türkiye halı hazırda dünyada en fazla sayıda yerinden zorla edilmiş göçmene ev sahipliği yapmaktadır. İnsanlık Soğuk Savaş sonrası dönemde Ortadoğu, Asya ve Afrika merkezli çatışmalardan kaynaklı göçlere tanıklık etti. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte yaşanan kitlesel göçler, göçün artık tüm kıtaları ve ulusları etkileyen bir insanlık krizi olduğu gerçekliğinin yaşanmasına yol açmıştır. Göç, göçmenler, sığınmacılar gibi statüleri farklı kavramlarla da adlandırılmasına karşın, Partimizin göçmen politikası mağdurun kimliğine, dinine, diline veya rengine bakmaksızın insan onur ve şahsiyetine uygun insani, ahlaki, medeni ve hukuki yaklaşım ilkesini kabul etmektedir.

Türkiye, toplumsal, tarihsel ve siyasi birikimi bağlamında Osmanlıdan gelen göç yönetim hafızasına sahip bir ülkedir. Ancak son yıllarda izlenen ikircikli ve bazen de siyasi bir araç haline dönüştürülen göç politikasının siyasi, kurumsal, hukuki, toplumsal ve ekonomik düzlemde yönetilemediğine tanık olmaktayız. Göç yönetiminde kamu otoritesinin yanında BM kuruluşları ve ulusal kuruluşlarla iş birliğinin önemli olduğuna inanmaktayız. Türkiye’nin milli menfaatleri ve göçmenlerin çıkarlarını gözeten yeni göçmen politikalarının oluşturulmasının önemsemekteyiz. Bu kapsamda göçün stratejik yönetimi ilkesi bağlamında göçmenlerin insanca yaşama, zorla geri gönderilmeme, kamusal servis ve imkanlardan mevzuatlara ve uluslararası sorumluluklara uygun olarak yararlanma haklarına bağlı olduğumuzu ifade etmek isteriz. Göçmenlerin kendi vatanlarına gönüllü geri dönüşlerini sağlamak için çatışmaya taraf olan tüm aktörlerle, uluslararası kurum ve kuruluşlarla diplomatik süreçlere öncelik verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan göçmenlerin sosyal, toplumsal, ekonomik ve kültürel entegrasyonu ve uyumuna öncelik verilmelidir. Kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek grupları, siyasi parti temsilcileri ve ilgili aktörlerle birlikte göçmenlerin topluma ve ülkeye yararlı ve katkı sağlayan bireyler olmasını sağlayacak politikaların üretilmesi için ortak çalışmalara Partimiz öncülük edecektir. Orta ve uzun vadeli politikalarla bir yandan göçmenlerin gönüllü geri dönüşünü teşvik etmek, ihtiyaç duyulan barış ve istikrar havzasını oluşturmak, diğer yandan da topluma ve ülkeye uyumunu güçlendirmek öncelikli politikalarımız arasında yer alacaktır.