ÇEVRE VE ŞEHİRLEŞME
Kentleri ve kırsal yerleşmeleri, sadece toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel gelişmişliğini ve kalkınmışlığını yansıtan yerler olarak değil; aynı zamanda kalkınmanın ve gelişmenin itici güçleri olarak görüyoruz. Bilhassa kentlerin; sağlıklı – kaliteli bir çevrede ve birlikte yaşama iradesinin, kültürel çeşitliliğin, sosyal adaletin, çoğulculuğun, yönetime katılımın ve demokrasinin güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi gereken yerler olması gerektiğine inanıyoruz.
Toplumsal bütünlüğümüzü korumak ve kaynaklarımızı daha etkin kullanmak için kentleri yık-yap sürecinin, daha çok inşaatın, daha büyük ve gösterişli yapıların ve gasp edilen rantın ve dolayısıyla aynı zamanda yoksullukların ve yoksunlukların mekânları olmaktan çıkarmak gerektiğine inanıyoruz.
Kentlerimizin; doğal çevreyle iç içe, sağlıklı, tarihi dokuya ve çevreye duyarlı, yöresel ve özgün mimarinin şekillendirdiği estetik ve nitelikli yerleşmeler; kültürün ve sanatın geliştiği, farklılıkların ve çok sesliliğin zenginlik olarak görüldüğü ve sinerji oluşturduğu; sadece tüketimin değil, üretimin de merkezi olması için çalışacağız. Kentteki bütün kesimlerin varlığıyla oluşmuş ve bu sebeple esasen kamunun oluşturduğu katma değerden yine sosyal adalet ilkesi çerçevesinde kamunun daha fazla pay alması vazgeçilmez hedeflerimizdendir.
Kamu hizmetinin bedelsiz verilmesi esastır. Sosyal adalet gereği ücretlendirilmesi gerektiği durumlarda basitlik, açıklık, katlanabilirlik ve öngörülebilirlik ilkeleri gözetilecektir. Örneğin, sağlıklı ve planlı yapılaşmanın ön şartı olan yapı ruhsatı alma sürecinde vatandaştan istenen onlarca bürokratik adım, vergi, harç, ödeme veya bağışlar, anılan ilkeler doğrultusunda yeniden ele alınacaktır.
Yerleşmelerde sunulan kamu hizmetlerinin kapsayıcılığı, etkinliği ve verimliliği artırılacak; yerel yönetimlerce sunulan kamu hizmetlerinin yerleşme mekânına dağılımındaki eşitlik ve sosyal – mekânsal adalet gözetilecektir.
Kentlerde her toplumsal kesimin kendi gettosunu oluşturma sürecinin önüne geçilecektir.
Kentler kentlilere aittir. Kentli haklarını, temel ve evrensel insan haklarının kentlere yansıtılması olarak ele alıyor ve insan onuruna yakışır bir hayatın vazgeçilmez unsurları olarak değerlendiriyoruz.
Doğal çevrenin korunması ve canlandırılması, bölgesel ve mekânsal planlama, kentlerin, kırsal yerleşmelerin ve tüm yapılı çevrenin geliştirilmesi konusunda
Avrupa Birliği program ve ağları başta olmak üzere uluslararası iş birliği desteklenecektir.
Her kentin, her ilçenin, her kasabanın kendine özgü bir mimari kimliği, estetik bir karakteri olmalıdır. Yapı üretenler bu kimliğe uygun şekilde seçilmiş ve lokasyona göre izin verilmiş yapılardan birini yapmalıdır.
Kentlerimizi ve kasabalarımızı kimliğe kavuşturacağız. Bundan sonraki yapılar belirli bir kimliğe uygun olarak yapılacaktır ve bunu da belediyeler ve meslek odaları ile birlikte ilgili bakanlık halkın oyuna sunarak tespit edecektir.
Kentlerde ve kırsalda insan, hayvan ve bitki sağlığına zararlı sesler, gürültü kirliliği, ışık kirliliği, elektromanyetik dalga kirliliği gibi çağdaş kirletici ve yıpratıcılara karşı önlemler alınacak; denetlenecek ve güvenli eşik değerlerinde tutulacaktır.