Geçmişe Takılıp Kalmayın, Yarınların Kaygısıyla Yaşamayın
Siyasi partilerimizin büyük çoğunluğu geçmişin kavgalarıyla meşgul. Oysa geçmişle kavga edilmez, düne asla geri dönülmez. Yaşanmışlıklardan ders çıkartmak ve içinde bulunduğumuz anı insanca, güven içerisinde, onurluca yaşamak durumundayız .Eski ezberler, ön yargılar ve korkulara mahkum edilen toplumlar yarınlarını kuramazlar. Kendini yenileyemeyen siyasi partiler, ülkenin yenilenmesine de öncülük edemezler. Değişen dünyayı, yeni kuşakları, onların yarınlara dair kaygılarını anlayamayan siyasi aktörler, bugünün sorunlarını da çözemezler. Toplumun siyasete dair ilgisizliğinin, güvensizliğinin en önemli sebeplerinden birisi, siyasetin bugün yaşanan sorunlara çözüm üretme konusundaki kapasite eksikliğidir. Başta gençler olmak üzere toplum, yarınlarına dair ciddi endişeler taşırken, siyaset eski kavgaları bugüne taşımakla meşguldür. Yarınlarımızı sağlıklı inşa edebilmenin yolu, bugünün siyasal karar alma süreçlerine etkili ve güçlü müdahaleden geçer. Çocuklarımızın emaneti olan Dünya bizim üstleneceğimiz sorumluluk ve insiyatifle daha yaşanabilir hale getirilir. Siyasetten uzak duran, bildiği doğruları savunmaktan kaçınan, çıkar gruplarının, tıpkı dünümüz ve bu günümüz gibi yarınlarımızı da kuşatmasına göz yumanlar, şikayetlenerek, sitem ederek hiçbir şeyi düzeltemezler. Yarınlarımızın daha karamsar ve kaygılı yaşanmaması için bugünün koşullarının iyileştirilmesi gerekir. Siyaseti, siyasetçilerden kurtarmak, bizim özgürlüğümüz, ekmeğimiz, kardeşliğimiz ile ilgili bir alan olarak ele almak zorundayız. Siyasetteki yozlaşma ve kalite kaybı karşısında taşın altına elimizi koymak, risk almak ve siyasete müdahil olmak zorundayız. Sivil toplum ve alternatif medya en az siyasi partiler kadar önemli siyaset zeminleridir. Parti taassubu ve fanatizmi, ancak ortak platformlar kurularak, bir araya gelip sorunlara ortak çözüm geliştirme çabasıyla aşılabilir. Anadolu’nun her köşesinde bir arada yaşayan halkımızın, yine siyaseti de aşağıdan yukarıya inşa etmesinin yolu bir araya gelip konuşmasıyla açılabilir. Kişi kariyerizmine dayalı, tabela kavgalarıyla kutuplaştırılmış siyasetin yarınlarımızı karartmaması için daha fazla gecikmeden yerel buluşmalar gerçekleştirmeliyiz. Yarınlarımız için bir araya gelmeli, el ele vermeliyiz. Toplumda ciddi mağduriyetler yaşayan kesimlerin, sadece siyasi partilerden talepte bulunan pozisyonundan çıkıp, sorunları çözmek için buluşması bile yeni bir heyecan ve umut oluşturacaktır. Her kesimin sadece kendi sorunlarını önceleyen, diğerinin sorunlarından bir haber hareket eden tavrı, çözümsüzlüğün en önemli sebebidir. “Birimizin derdi hepimizin derdi” anlayışıyla hareket edip gücümüzü ve çabamızı buluşturabilirsek, çok daha etkili olabilir, siyaset kurumunun sorunlarımızı dikkate almasını sağlayabiliriz. Adeta seferberlik havasında yürütülecek sivil buluşmalarda, siyasete katılmanın, siyasal karar alma süreçlerinde söz sahibi olmanın bir yolunu birlikte bulacağız.